Salıncaklar hamaklar
Havva anan dünkü çocuk sayılır
Anadoluyum ben
Tanıyor musun?’
Ahmet Arif

GÜNEŞİN İZİNDE

Tarihin güneşli geçididir Anadolu.
Asya’yı Avrupa’ya, doğu medeniyetini batıya bağlayan kapıdır. Bu yüzdendir ki dünya üzerinde bütün medeniyetlerde Anadolu’dan yayılan kültür mirasının dokusu hissedilir.

Tarih öncesi çağlardan Bin Tanrılı Hitit krallığına geçen insanoğlu; doğa ile bütünleşen tanrı ve tanrıçaların koruması altında, insan haklarının özellikle kadın – erkek eşitliğinin önemsendiği, siyasi uzlaşmaların ilk yazılı anlaşmalara dönüştüğü, ülkelerarası barışın Kadeş Antlaşmasıyla temellerinin atıldığı kadim toprakların bereketiyle yeni dünyasını Anadolu’da kurmuştur.

Anadolu topraklarının tarih sayfalarında farklı medeniyetler üst üste kurulmuş ve bu medeniyetler arasında köprü kurularak birbirlerini aydınlatan, zenginliklerini birbirine aktaran kültürel bir miras oluşmuştur.

Hitit hiyeroglif yazısını Urartuluların ve Lidyalıların da kullanması, sanat, kültür ve siyasi mirasının Frig Medeniyeti ile devam etmesi ve sonrasında Anadolu üzerinden Roma ve Yunan kültürlerine etki etmesi, üst üste gelen uygarlık katmanlarının mirasının birikimi olduğunun en derin göstergesidir.

Güneşin İzinde, Anadolu topraklarında doğan ilk güneşin ışığında yapılan bir yolculuktur.
Anadolu’dan geçen medeniyetlerin bıraktığı izlerin peşinde, bugüne taşıdıklarımız ve maalesef taşıyamadıklarımızla, Anadolu’da doğan fakat bugün unutulan değerlerimizin yeniden canlanması için bir hatırlatmadır. Farklı formlarda Anadolu tarih sayfalarından geçmiş tanrı ve tanrıçaların artık duyamadığımız seslerini bugüne duyurmaya çalışan bir çağrıdır.