KATMANLARIN ÖTESİNDE

“Katmaların Ötesinde” uzak kaldıkça yakınlaşan katmanlar arası öz kültürün, Anadolu’da var olmuş medeniyetler arası yolculuğun hikayesidir.

Çok milletli ve kültürlü bir şehirde yaşamın geliştirdiği farkındalık ve duyarlılık bu yolculuğun başlangıcıdır.

Bilinen ilk çağlarda insanoğlunun duygularını ifade ettiği ilk malzeme olan kil, doğanın insanlığa armağanıdır.

Nitekim, farklılıklar arasında kendi kültürlerini hissetme arzusuyla, eski Anadolu topraklarından bazen şaşkınlıkla, çoğu zaman hayranlıkla geçen tüm medeniyet katmanları yoğurulmuş ve kil ile şekillendirilmiştir.

Kil, öyle bir armağan ki yüzyıllar öncesi tarihten bugüne insanlığın var olma biçimini, gündelik hayatını, doğa ile uyumlu yaşam biçimini, tanrı ve tanrıçaların kudretlerini yine doğadan aldıkları ilhamla güçlü hayvanlarla eş tutmalarını, göçebelikten yerleşik hayata geçme serüvenlerini, avcı toplayıcı iken doğaya olan saygılarını, zanaatın sanata dönüşme serüvenini, Anadolu topraklarının bereketini, devletler arası siyasi antlaşmaları, adaleti, kadının değerini , toprak ana Kybele’nin ilk çağlardan başlayan katmanlar arası yolculuğunda isim değiştirerek sürdürdüğü varlığını, Kalkolitik evreden neolitik evreye tarihteki ilk büyük imparatorluk Hititlerin kalıntılarını, Frigyanın tarihe bıraktığı mirasları,  Roma imparatorluklarının hazinelerini, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu Devleti’nin ve Osmanlı İmparatorluğu’nun izlerini katmanlar arasından çıkarılan seramik kalıntılarının kimi zaman biçimsel kimi zaman semboller aracılığı ile izlerini sürmeyi mümkün kılmıştır .

Bugün, katmanlar arasından çıkan farklı çağların izlerini taşıyan çömlek, idol, figürünler, tanrı, tanrıça sembolleri, takılar, sunaklar ve ritonların yanı sıra çömlek ve amforaların biçimsel değişimlerine daha yakından bakıldığında, amforaların iç boşluğunda sembollerin anlam arayışı arasında kaybolup yeni bir soru sormak da mümkün; “Bugünün medeniyeti geçmişte kalan bir katman olduğunda, gelecekten bugüne bakan meraklı gözler bize dair neler görecekler?”

“Beyond Layers”, Pınar Güzelgün Hangün’ün bu soruya bulduğu cevap serisinin ilk sergisidir. Katmanların arasında değişen, sıkışan duyguların ve bazen de kayboluşların seramik malzeme ile dile gelişidir.